• Facebook
  • Google+
  • Pinterest
  • Rss
Özince Döviz kurundaki artış risk oluşturmaz dedi
İsyerlerim.Com | Sektörlerin Buluşma Noktası
Haber Kategorileri
İlginizi Çekebilir
Haber Detayları

Özince Döviz kurundaki artış risk oluşturmaz dedi




 

Türkiye İş Bankası İdare Heyeti Başkanı Ersin Özince, bilhassa gelişen piyasaların para birimlerinin Amerikan doları karşısında değer kaybetmesinin ehemmiyetli bir negatiflik olduğunu dile getirerek, "Fakat bu gelişmelerin, Türkiye açısından çok büyük negatiflikler oluşturacağını da düşünmüyorum. Başka bir deyişle döviz kurundaki artışın, reel sektörümüzün borçluluğu açısından da büyük bir riziko oluşturmadığı, şirket mali bünyelerini bozucu bir tesiri olmadığı, meseleli kredi miktarlarına bakılırsa görülüyor" diye konuştu.

Özince, Orhangazi Ticaret ve Endüstri Odasının tertip ettiği "2015 Senesi Ekonomik Değerlendirmesi ve 2016 Senesi Ekonomisinden Beklentiler" konulu oturum öncesinde gazetecilerin suallerini cevapladı.

Bir gazetecinin, 2015 senesi değerlendirmesi ve 2016'ya ait beklentilerini sorması üzerine Özince, şunları söyledi:

"Ne yazık ki politik gündem, iç ve dış politika, ülkemizin ekonomik gündemini gölgeliyor. Gönül arzuluyor ki ülkemiz dış ve iç politik, sosyal sıkıntıları bir an önce aşıp, genç nüfusunun ihtiyacı olan istihdamı, imalatı ve refahı daha iyi neticelerle ele geçirmeye başarsın. Hepimizin, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak her derdimizin çaresinin aslında iktisadi istikametten sağlanacak refahla oluşabileceğini akılda tutmamız gerekli. Başka bir deyişle dövüş ile gürültü ile huzursuzlukla bir yere varılamayacağı kanınındayım. Cumhuriyetin değerlerine hepimiz tam inanır ve itibar edersek zati ekonomik meseleler, zati halkımızın en büyük meselesinin ekonomik sıkıntılar olduğunu düşünüyorum ve çok daha kolay meseleler çözülür diye düşünüyorum."

-"Çok büyük negatiflikler oluşturacağını düşünmüyorum"

Özince, döviz kurlarındaki artışa da değinerek, "Kesin, bilhassa gelişen piyasaların para birimlerinin Amerikan Doları karşısında değer kaybediyor olması ehemmiyetli bir negatiflik. Üstüne gelişen piyasalardan Türkiye dahil ciddi ölçüde anapara çıkışı oluyor. Gerçi bu anapara çıkışının çok büyük bir bölümünün 'sıcak para' dediğimiz tarzda anapara olduğunu düşünebiliriz fakat yeniden de bundan avunacak halimiz yok zira ülkemizin, kuvvetli oranlarda büyüyebilmesi için bizim yerli de yabancı da anaparaya ihtiyacımız var. Zira kur veyahut ürem piyasanın neticesidir" değerlendirmesinde bulundu.

Türk Lirasının, bilhassa 2015 senenindeki değer kaybının, kesinlikle bankacılık sektörüne de tesirlerinin olduğunu anlatan Özince, şöyle devam etti:

"Zaten 2015 senenindeki banka kredilerinden gördüğümüz artışın ehemmiyetli bir bölümü kurdan kaynaklanıyor ne yazık ki. Ama bu gelişmelerin de Türkiye açısından çok büyük negatiflikler oluşturacağını da düşünmüyorum. Başka bir deyişle döviz kurundaki artışın, reel sektörümüzün borçluluğu açısından da büyük bir risk oluşturmadığı, şirket mali bünyelerini bozucu bir tesiri olmadığı, meseleli kredi miktarlarına bakılırsa görülüyor. Fakat netice bakımından istikrar böyle, gerek borsamızda, gerek döviz kurunda ani ve sert dalgalanmaların olmadığı bir ortamda sağlanabilir. Bunun için de en iyi çare uzun vade çözüm açısından ben piyasalarımızın derinleştirilmesi kanınındayım."

"Enseyi karartmayıp işimize bakmak lazım"

Özince, Rusya'daki gelişmelerin anımsadılması üzerine, dünyadaki gelişmelerin, özellikle Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki ülkeler açısından iyi olmadığını ifade etti.

Bu vaziyetin ülke ekonomisine yansımalarına işaret eden Özince, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin dış ticaretini yaptığı ve bilhassa ihracatını yaptığı ülkelerin birçoğunun büyüme oranlarının yavaşlayacağını görüyoruz ki Rusya'nın da bunların başında olacak. Rusya ile aramızdaki politik gerginlik bir tarafa, Rusya'nın zati ekonomisinde ciddi bir yavaşlama olması bizi de zati etkileyecekti. Tabii ambargo ayrı bir husus. Fakat aynı şey Kuzey Afrika ülkeleri dahil Ortadoğu ve Körfez ülkeleri için de mevzubahis olacak. Başka bir deyişle bizim civarımızdaki ülkelerin çok büyük bölümü veya varlıklı olanları ham madde ihraç eden ülkeler. Bunlar da daha az kazandıklarına göre daha az harcayacaklar. Bu Türkiye'yi bir miktar etkileyecektir önümüzdeki dönemde fakat yeniden de her vakit söylediğimiz gibi; enseyi karartmayıp işimize bakmak lazım. Türkiye'nin en ehemmiyetli meselesi sosyal ve siyasal konularını halledip hepimizin huzur içinde yarınlara bakması hususudur."

"İş bankası halka açık bir şirket"

Özince, Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut'un, Türkiye İş Bankası konusunda değerlendirmelerini anımsadan gazetecilerin suallerini ise şöyle cevapladı:

"İş Bankası'na el konulmasını gerektirecek bir şey olamaz. İş Bankası halka açık bir şirket. Zannediyorum tartışma konusu yapılmak istenen Atatürk paylarının Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilişidir. Bu, bankanın sadece yüzde 28'i ile alakalı bir konu. Başka bir deyişle bu yüz binlerce paydaşı olan bir anonim şirkete el konulmasını söylemek, daha önceki Anapara Piyasası Heyeti başkanlarımızdan bir tanesinin dile getirdiği gibi mali bir suç teşkil ediyor sanırım. Tabii ben beyefendinin değerlendirmesiyle alakalı şahsi bir değerlendirme yapmak vaziyetinde değilim. Ama medyadan aldığımız bilgiler doğrultusunda bu, bir anonim şirketin yalnızca itibarını değil, paydaşlarının mali konumunu da yaralayacak tarzda bir şey. Doğru değil, en azından 50 bin tane İş Bankası çalışanının ve emeklisini bu bankanın en büyük paydaşı olduğunun nazarı dikkate alınması suretiyle bu değerlendirme 'Şu bölümle alakalı' filan diye yapılsaydı yine belki mahzurlu olurdu ama en azından 50 bin çalışanın ve yüz binlerce paydaşın da hukukuna ve böylesine bir milli kurumu tarafsız olarak götürme gayretine da itibar edilmiş olurdu."

23-01-2016

Facebook Yorumları